Türkiye yeni bir varlık barışına hazırlanıyor. Teklif, kaynağı sorgulanmadan kayıt dışı servetin sisteme alınmasını öngörüyor. Türkiye yeniden gri listeye alınabilir mi?
AKP'nin Meclis'e sunduğu yeni teklifle Türkiye son 18 yılda sekizinci kez varlık barışına hazırlanıyor.
Teklif yasalaşırsa gerçek ve tüzel kişiler, yurtiçi veya yurtdışında bulunan kayıt dışı varlıklarını 31 Temmuz 2027'ye kadar beyan ederek sisteme sokabilecek. Düzenleme kapsamına para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları giriyor. Şartların sağlanması halinde bildirilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacak.
Bildirilen varlıklar için uygulanacak vergi oranı sabit
olmayacak. Teklife göre oran, bildirilen varlığın vadeli hesaplar, devlet iç
borçlanma senetleri veya kira sertifikaları gibi belirli finansal araçlarda ne
kadar süre tutulacağının taahhüt edilmesine bağlı olarak yüzde 0 ile yüzde 5
arasında değişecek.
Bu yapı, kayıt dışı servetin yalnızca sisteme alınmasını değil,
aynı zamanda belirli finansal araçlara yönlendirilmesini de teşvik ediyor. 2027
yılında belirli tarihlerden sonra yapılacak bildirimlerde ise vergi oranları
yarım ila bir puan artırımlı uygulanacak.
Türkiye'de 2008'den bu yana giderek daha sık başvurulan varlık
barışı uygulamalarına böylece bir yenisi daha eklenmiş olacak. Ancak uzmanlara
göre ise asıl soru, bu düzenlemenin içeriğinden çok neden tekrar tekrar gündeme
geldiği.
Geçici
döviz ihtiyacına çözüm aracı mı?
Hükümet, varlık barışlarını "kayıt dışı varlıkların milli
ekonomiye kazandırılması" olarak tanımlıyor. Teklifin gerekçesinde de
amaç, kayıt dışı varlıkların sisteme sokulması ve döviz girişinin artırılması
olarak ifade ediliyor.
Ancak uzmanlara göre uygulama, esasen Türkiye'nin kronikleşen döviz ihtiyacına kısa
vadeli kaynak yaratma aracı olarak kullanılıyor.
Vergi uzmanı Emre Şirin, DW
Türkçe'ye yaptığı değerlendirmede "Para bitti, kaynak yok. Para bulmak
için her çareye başvuruyorlar" diyor. Şirin'e göre hükümet yalnızca varlık
barışıyla değil, aynı pakette yer alan vergi muafiyetleri ve teşviklerle de
benzer bir amaç güdüyor. "Tüm tuşlara aynı anda basıyorlar" diyen
Şirin, "Yabancı şirketlere kurumlar vergisi muafiyeti, varlık barışı vs
hepsi gemi karaya oturmasın diye son çırpınışlar" değerlendirmesinde
bulunuyor.
Neden
sürekli varlık barışı çıkıyor?
Türkiye'de başlangıçta istisnai bir araç olarak sunulan varlık
barışlarının sekizinci kez gündeme gelmesi, uygulamanın artık olağanüstü değil,
düzenli kullanılan bir finansman aracına dönüştüğü yorumlarına yol açıyor.
Ekonomistlere göre bunun arkasında yüksek dış finansman
ihtiyacı, zayıf doğrudan yatırım akışı ve yapısal reformlar yerine hızlı
likidite yaratacak araçların tercih edilmesi bulunuyor.
Şirin, tabloyu "Doğrudan yatırım gelmiyor. İçerideki
yatırımcı ya batıyor ya kaçıyor. Sıcak para bile gelmiyor" sözleriyle
özetliyor. Şirin'e göre bu nedenle ekonomi yönetimi alternatif kaynak giriş
kanallarına yöneliyor.
"Risk şu: Bu neyin parası?"
Varlık barışlarının en çok eleştirilen yönü, beyan edilen
servetin kaynağına ilişkin sınırlı denetim mekanizması.
Bu noktadaki temel sorunun kaynağı belirsiz varlıkların sisteme
alınması olduğunu ifade eden Şirin, "Ama risk şu: Bu neyin parası?"
diyor.
Teklifte, şartlara uyulması halinde bildirilen varlıklar için
vergi incelemesi yapılmaması öngörülüyor. Bu da kaynağı açıklanmayan servetin
belirli bir vergi ödenerek veya bazı şartlarda hiç vergi ödenmeden sisteme
dahil edilebilmesi anlamına geliyor.
Hükümet ise yeni düzenlemenin Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'ne (OECD) bağlı
Mali Eylem Görev Gücü (FATF) standartlarına uyumlu olduğunu savunuyor.
Denetim
açığı eleştirisi
Yeni varlık barışı düzenlemesi, Türkiye'nin kayıt dışı sermayeye
yaklaşımına ilişkin daha geniş bir tartışmayı da beraberinde getiriyor.
Eleştirilerin merkezinde, devletin bir yandan kaynağı
sorgulanmadan varlık girişini teşvik ederken diğer yandan vergi kaçışını
sınırlamak için elindeki bazı araçları etkin biçimde kullanmaması yer alıyor.
Bunun en çok tartışılan örneklerinden biri vergi cennetlerine
ilişkin düzenlemeler. Türkiye'de vergi cenneti olarak kabul edilen ülkelere
yapılan transferlere yönelik özel vergilendirme hükmü bulunmasına rağmen bu
mekanizmanın işletilebilmesi için gerekli liste yıllardır açıklanmadığı için
düzenleme fiilen uygulanamıyor.
Bu tablo, devletin kayıt dışı veya yurtdışındaki serveti içeri
çekmek için kolaylaştırıcı düzenlemeler yaparken sermayenin offshore merkezlere
yönelmesini sınırlayacak mekanizmaları aynı etkinlikle işletmediği
eleştirilerine yol açıyor.
Gri
liste riski yeniden doğar mı?
Türkiye, kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla
mücadeledeki eksiklikler nedeniyle FATF tarafından gri listeye alınmış, 28 Haziran 2024'te listeden çıkarılmıştı.
Şirin, yeni varlık barışının
ilerleyen dönemde yeniden gri liste riskini gündeme getirebileceğini belirterek
"Burada yeniden gri liste riski de daha sonraki dönemlerde risk olarak
karşımıza çıkabilir" diyor.
Şirin, buna rağmen düzenlemenin gündeme getirilmesini 'Çünkü
kaynak yok' sözleriyle açıklıyor.
Geçmiş
uygulamaların etkisi ne oldu?
Hükümet yeni düzenlemeyi savunurken geçmiş varlık barışlarını
referans gösteriyor. Maliye ve Hazine Bakanı Mehmet Şimşek, 2013 uygulamasında
yaklaşık 50 milyar dolarlık varlığın sisteme girdiğini söylüyor.
İlk varlık barışı 2008 yılında yürürlüğe girdi. Bu düzenlemede
yurtdışından getirilen varlıklar yüzde 2 vergiye tabi tutuldu. Resmi verilere
göre yurtiçinden 20,4 milyar lira, yurtdışından ise 27,8 milyar lira olmak
üzere toplam 48,2 milyar lira varlık beyan edildi. Bu tutar üzerinden 1,6
milyar lira vergi tahakkuk etti, 1 milyar 69 milyon lira vergi tahsil edildi.
İkinci büyük düzenleme 2013 yılında yine Mehmet Şimşek'in Maliye Bakanlığı
döneminde yapıldı. Bu uygulamada da vergi oranı yüzde 2 olarak belirlendi.
2016 yılında çıkarılan düzenleme ise farklı bir model benimsedi.
6736 sayılı Kanun kapsamında yurtdışındaki varlıkların Türkiye'ye getirilmesine
imkân tanındı ancak herhangi bir vergi alınmadı. Bu nedenle teknik olarak bazı
uzmanlar tarafından klasik anlamda "varlık barışı" değil, sıfır
vergili bir varlık transfer düzenlemesi olarak değerlendirildi. Bu modelde
Maliye'ye kayıt bildirimi zorunluluğu da bulunmuyordu; varlıklar doğrudan
bankalara yatırılabiliyordu.
2018, 2019, 2020 ve 2022 yıllarında da yeni düzenlemeler
çıkarıldı. Böylece varlık barışları birkaç yılda bir başvurulan istisnai araç
olmaktan çıkarak, ekonomik sıkışma dönemlerinde tekrar eden bir politika haline
geldi.
Ancak geçmiş uygulamaların kalıcı etkisine ilişkin kamuoyuna
açıklanmış kapsamlı bir etki analizi bulunmuyor. Uzmanlara göre sisteme giren
kaynağın ne kadarının Türkiye'de kaldığı, ne kadarının üretim veya yatırıma
yöneldiği, ne kadarının yeniden yurtdışına çıktığına dair detaylı veri
bulunmuyor.
Yeni teklifte de beklenen kaynak girişine ilişkin bir etki
analizi bulunmuyor.
Vergi
adaleti ve yeni teşvikler
Tekrar eden varlık barışları, vergi adaleti açısından da
eleştiriliyor. Düzenli vergi ödeyen mükellefler yüksek vergi yükü altında
kalırken kayıt dışı servet tutanların düşük oranlarla sisteme dahil edilmesi
eşitsizlik tartışmasını beraberinde getiriyor. Uzmanlara göre sık aralıklarla
çıkarılan varlık barışları, kayıt dışı sermayeye "ileride yeniden benzer
bir düzenleme gelebilir" mesajı vererek vergi uyumunu zayıflatıyor.
Torba teklif yalnızca varlık barışını değil, Türkiye'ye yeni
yerleşen ve son üç yılda Türkiye'de vergi mükellefiyeti bulunmayan kişilere
yönelik geniş vergi istisnaları da içeriyor. Teklife göre bu kişilerin
yurtdışından elde ettikleri kazanç ve iratlar 20 yıl boyunca gelir vergisinden
istisna tutulacak. Teklifin gerekçesinde bunun Türkiye'ye döviz girişini
artırma ve yabancı sermaye ile varlıklı kişileri ülkeye çekme amacı taşıdığı
belirtiliyor.
Bu düzenleme, özellikle
Avrupa'da yaşayan ve Türkiye'ye yerleşmeyi düşünen Türkiyeliler açısından yeni
bir vergi avantajı yaratıyor. Almanya'da yaşayan Türkler gibi yurtdışında gelir
veya servet sahibi kişilerin Türkiye'ye taşınmaları halinde, belirli şartların
sağlanması durumunda bu gelirler için uzun süreli vergi istisnası
uygulanabilecek.
Bu başlık, varlık barışıyla birlikte değerlendirildiğinde
paketin genel yönünü ortaya koyuyor:
Türkiye yalnızca kayıt dışı varlıkları sisteme çekmeye değil,
yurtdışında geliri veya serveti bulunan kişiler için daha düşük vergili bir
merkez olmaya çalışıyor.
Bir
istisna değil, ekonomik modelin parçası
Varlık barışlarının sekizinci kez gündeme gelmesi, uzmanlara
göre bunun artık tek seferlik kriz önlemi değil, ekonomik yönetimin düzenli
başvurduğu araçlardan biri haline geldiğini gösteriyor.
Bu nedenle yeni varlık barışı tartışması yalnızca "ne kadar
para gelir?" sorusuyla sınırlı değil.
Asıl soru daha yapısal: Türkiye neden her birkaç yılda bir kayıt
dışı varlıklarla yeniden barışmak zorunda kalıyor?


Yorumlar
Yorum Gönder