Polen ürünlerine ilişkin halk sağlığı uyarıları nedeniyle yargılanan bilim insanı Bülent Şık hakkında mahkeme tazminat ve içerik kaldırma kararı verdi.

Bülent Şık'a göre arı ürünleri için sağlık için riskler oluşturabilir
Gıda mühendisi ve bilim insanı
Bülent Şık’ın polen ürünlerine ilişkin halk sağlığı uyarıları nedeniyle açılan
davada mahkeme kararını açıkladı.
İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai
Haklar Hukuk Mahkemesi, davanın kısmen kabulüne karar vererek Şık ve davadaki
yayıncı tarafın 50 bin lira maddi tazminatı 26 Mayıs 2022’den itibaren
işleyecek ticari faiziyle birlikte ödemesine ve dava konusu paylaşımların
internet ile sosyal medya ortamından kaldırılmasına hükmetti. Davayı, arı ürünleri markası BEE’O’nun üreticisi SBS Bilimsel
Bio Çözümler açmıştı. Şirket, Şık’ın sosyal medya paylaşımları ile Bianet ve
Gerçek Gündem’de yayımlanan yazılarında markayı hedef aldığını, ticari
itibarının zedelendiğini ve satış kaybı yaşadığını savunarak içeriklerin
kaldırılmasını ve 570 bin 187 lira 95 kuruş maddi tazminat talep etmişti. Maddi
tazminata ilişkin fazlaya dair talepler reddedildi. Mahkeme ayrıca 1 lira
manevi tazminata da hükmetti. Karara karşı iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilecek.
Şık ve avukatlarının kararı üst mahkemeye taşıması bekleniyor. Dava, halk sağlığını ilgilendiren bilimsel
uyarıların hukuki baskıyla sınırlandırılıp sınırlandırılamayacağına ilişkin
tartışmaları da yeniden gündeme taşıdı. Bülent
Şık kimdir?
Bülent Şık için bu, halk sağlığını ilgilendiren açıklamaları
nedeniyle ilk yargı süreci değil. Ege Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümünden mezun olan Şık,
Akdeniz Üniversitesinde çevre dostu analiz yöntemleri üzerine yüksek lisans ve
doktora yaptı. Meslek hayatına Tarım ve Orman Bakanlığı laboratuvarlarında
başlayan Şık, gıdalarda ve sularda toksik kimyasal kalıntıların tespiti üzerine
çalıştı. Daha sonra akademiye geçti. Şık, özellikle çevresel kirleticiler, gıda güvenliği, halk
sağlığı ve çocuk sağlığına ilişkin çalışmalarıyla kamuoyunun yakından tanıdığı
bir isim haline geldi. Daha önce de Sağlık Bakanlığının kanser vakalarının
endüstriyel çevre kirliliğiyle bağını araştırdığı, halk sağlığını doğrudan
ilgilendiren ancak kamuoyuyla paylaşılmayan bir çalışmanın bulgularını
açıkladığı için yargılanmış; bilim insanlarının kamu yararını ilgilendiren
bilgileri açıklama sorumluluğuna ilişkin tartışmaların merkezinde yer almıştı. Bugün görülen dava da
benzer bir eksende ilerliyor. Bu kez tartışmanın merkezinde, polen ve arı
ürünlerine ilişkin yaptığı uyarılar ile özellikle çocuklar açısından olası
sağlık risklerine dair açıklamaları bulunuyor. Bilim
dünyası ne diyor?
Davanın merkezindeki tartışma, bazı bitkilerde doğal olarak
bulunan pirolizidin alkaloitleri (PA) olarak bilinen kimyasal bileşiklere
dayanıyor. Bu maddeler, arıların nektar ya da polen topladığı bitkiler yoluyla
bal, polen ve benzeri arı ürünlerine taşınabiliyor. Uluslararası gıda güvenliği kurumları, bu
maddelerin bazı türlerinin toksik özellik taşıyabileceğine dikkat çekiyor.
Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA), bazı pirolizidin alkaloitlerine uzun
süreli maruziyetin sağlık riski oluşturabileceğini belirtirken, Almanya Federal
Risk Değerlendirme Enstitüsü (BfR) de özellikle çocuklar açısından maruziyet
riskine vurgu yapıyor. Bilimsel tartışmanın merkezinde, polen gibi takviye olarak
düzenli tüketilen ürünlerde maruziyetin nasıl değerlendirileceği sorusu yer
alıyor. Çünkü bu ürünler çoğu zaman tek seferlik değil, günlük ve tekrar eden
biçimde tüketiliyor. Şık da yazılarında tam bu noktaya dikkat çekti. Polen ve polen
içeren bazı ürünlerde pirolizidin alkaloitleri bulunabileceğini belirten Şık,
özellikle çocuklar, bebekler, hamileler ve karaciğer hastaları açısından
ihtiyatlı olunması gerektiğini savundu. Türkiye'de bu konuda yeterli ve
sistematik veri bulunmadığını belirten Şık, halk sağlığının korunması için
ihtiyat ilkesinin esas alınması gerektiğini ifade etti. Tarım ve Orman
Bakanlığı'na da polen satışlarının denetlenmesi ve bu ürünlerdeki pirolizidin
alkaloit düzeylerine ilişkin kapsamlı araştırma yürütülmesi çağrısı yaptı. Tartışmanın önemli başlıklarından biri de küçük çocuklara
düzenli polen tüketimi önerilmesi oldu. Şık, çocukların toksik maddelere
yetişkinlere kıyasla daha hassas olduğuna dikkat çekerek bu tür önerilerin
bilimsel dayanağının ve olası risklerinin kamuoyunda tartışılması gerektiğini
belirtti. Şık'ın eleştirileri yalnızca ürün içeriğiyle sınırlı kalmadı.
Sponsorlu ürün tanıtımları ve tüketicinin eksiksiz bilgilendirilmesi de
tartışmanın bir parçası haline geldi. Şık tarafı, ürünlerin faydaları öne
çıkarılırken olası sağlık risklerinin yeterince tartışılmadığını savunuyor. Taraflar ne savunuyor?
Davacı şirket ise Şık'ın bilimsel eleştiri sınırlarını aştığını
öne sürüyor. Şirkete göre Şık'ın açıklamaları, ürünlerin güvenliği konusunda
olumsuz algı yaratarak markaya zarar verdi. Şirket, dava konusu yayınlar
nedeniyle satışlarda düşüş yaşandığını, bunun da 385 bin 773 lira 53 kuruş kâr
kaybı ile 184 bin 414 lira 42 kuruş faaliyet zararına yol açtığını savunuyor. Şık, savunmasında, hedefinin belirli bir şirket değil halk
sağlığı olduğunu belirtiyor. Çocuk sağlığının korunması, tüketicinin bilgi
edinme hakkı ve gıda güvenliği risklerinin görünür hale getirilmesi amacıyla
hareket ettiğini savunan Şık, değerlendirmelerinin ticari karalama değil
kamusal uyarı niteliği taşıdığını ifade ediyor. Eleştirilerin tek bir firmaya
değil, polen ve benzeri ürünlerin denetimi ile tüketiciye yönelik tanıtım
pratiklerine ilişkin olduğunu savunuyor. Bilirkişi
raporları birbiriyle çelişiyor
Dosyadaki bilirkişi raporları da çelişkili değerlendirmeler
içeriyor. İlk bilirkişi raporunda, BEE'O markasının Şık'ın yazılarında ticari
amaçla kullanılmadığı, markadan haksız yararlanma ya da rekabet amacı
bulunmadığı ve markasal ihlal ya da haksız rekabetten söz edilemeyeceği yönünde
görüş bildirildi. Daha sonraki bilirkişi değerlendirmesinde ise Şık'ın
açıklamalarının bilimsel yeterlilik taşımadığı, halkta kaygı yaratabileceği ve
marka değerini etkileyebileceği yönünde görüş yer aldı. Şık ve avukatları ise
bu rapora itiraz ederek, dosyanın merkezindeki halk sağlığı ve çocuk sağlığı
tartışmalarının yeterince ele alınmadığını, yazılardaki hangi bilimsel değerlendirmenin
neden hatalı olduğunun ortaya konmadığını savundu. |

Yorumlar
Yorum Gönder