Ana içeriğe atla

İBB davasında 10. oturum: Rüşvet mi kamu yararı mı?

Resul Emrah Şahan'a yöneltilen rüşvet iddialarına dayanak olarak ruhsat süreçlerindeki gecikmeler gösterildi. Savunma, kolon kesme tespiti, yangın güvenliği eksiklikleri ve donatı alanına ilişkin ihtilaflara işaret etti.


İBB davasında tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan savunmasını yaptı

İstanbul 40'ıncı Ağır Ceza Mahkemesi'nin Silivri'deki cezaevi kampüsünde gördüğü İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) "yolsuzluk" davasının 10'uncu oturumunda, yerine kayyum atanan tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan'ın savunmasının ardından bugün sözü avukatı Doğa Şanlıoğlu aldı. 

Duruşma başlamadan önce salonda izleyici sıralarında "Kurtuluş yok tek başına" ve "Türkiye sizinle gurur duyuyor" sloganları atıldı. Oturum öncesinde tutuklu sanıklardan İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökçe'nin doğum günü de kutlandı; İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun Gökçe'ye sarıldığı anlar salona yansıdı.

Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında dokuz eylem üzerinden rüşvet, irtikap ve örgüt üyeliği olmak üzere üç suç isnadı bulunuyor. Şahan, iddianamede "özel vasfa haiz örgüt üyesi" olarak tanımlanan 13 kişiden biri. Bu kişilerin diğer üyelere göre daha aktif rol oynadığını ileri sürüyor.

Örgütün çeşitli işlemlerinde özel görev ve sorumluluk üstlendikleri iddiasıyla Türk Ceza Kanunu (TCK) 220/2 kapsamında cezalandırılmaları isteniyor. Savcılık, bu kişiler için ceza tayin edilirken "alt sınırdan uzaklaşılması" gerektiğini vurguluyor. TCK 220 "suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu"nu düzenliyor.

Duruşmada, dosyadaki tutuklama kararına ilişkin dikkat çekici bir tartışma da yaşandı. Avukat Doğa Şanlıoğlu'nun savunmasından önce Ekrem İmamoğlu'nun avukatı Fikret İlkiz, Resul Emrah Şahan'a gözaltı ve tutuklama sürecine ilişkin sorular yöneltti. İlkiz, Şahan'ın 19 Mart'ta gözaltına alındığını ve 23 Mart'ta tutuklandığını hatırlatarak, sulh ceza hâkimliği sorgusuna tek başına çıkıp çıkmadığını sordu. Şahan, "Tek başınaydım" yanıtını verdi.

Bunun üzerine İlkiz, dosyada yer alan dokuz sayfalık tutuklama kararına dikkat çekti. Kararda Ekrem İmamoğlu, Mahir Polat, Mehmet Ali Çalışkan ve Resul Emrah Şahan'ın birlikte yer aldığını belirterek, tutanağın "kesilip yapıştırılmış" bir metin izlenimi verdiğini ifade etti. Şahan da kendisine verilen tutanağın bu şekilde düzenlendiğini doğruladı.

"Soruşturma süreci ve iddianame hukuka aykırı"

Savunmanın ilk bölümünü usule ayıran Doğa Şanlıoğlu, soruşturmanın başından itibaren yapılan işlemlerin Ceza Muhakemesi Kanunu'na aykırı olduğunu söyledi. Dosyaya erişim hakkının kısıtlandığını, buna karşılık iddianamenin henüz kabul edilmeden basına servis edildiğini belirtti.

Resul Emrah Şahan'ın avukatı, iddianamenin içeriğine ilişkin değerlendirmesinde ise metnin kendi içinde ciddi çelişkiler barındırdığını söyledi. Aynı eylemlerin farklı bölümlerde farklı suç tipleriyle nitelendirildiğini, bazı sanıklar hakkında somut isnat bulunmasına rağmen sonuç bölümünde cezalandırma talebine yer verilmediğini ifade etti.

Savunmanın bu bölümünde dosyanın delil yapısına yönelik eleştiri öne çıktı. Şanlıoğlu, özellikle etkin pişmanlık beyanlarına dikkat çekerek, bu ifadelerin tek başına delil sayılamayacağını vurguladı. Bu çerçevede, "Müvekkilim sadece ve sadece soyut beyanlarla tutuklanmıştır" dedi.

Eylemler: "Yetki yok, menfaat yok, cebir yok"

Şanlıoğlu, Şahan'a yöneltilen dokuz eylemi tek tek ele alarak savunmasını yapılandırdı. Eylem 13 kapsamında yer alan veri işleme ve "İBB Hanem" iddialarına ilişkin olarak, müvekkiline yöneltilmiş somut bir fiil isnadı bulunmadığını savundu.

Şanlıoğlu, eylem 38'de yer alan DAP Yapı'nın Nişantaşı Koru projesine ilişkin irtikap iddialarını iki aşamada değerlendirdi. 2020 yılına ait çek iddialarına ilişkin olarak, Şahan'ın o dönemde ruhsat vermeye yetkili olmadığını vurguladı.

Yangın tedbirleriyle ilgili aksaklıklar

Aynı eylemin iskan süreciyle ilgili kısmında ise park taahhüdü üzerinden kurulan suçlamaları ele aldı. Şanlıoğlu, 2025 tarihli taahhütnamenin 2020 yılında verilenin devamı olduğunu söyledi. İskanın gecikmesinin belediyeden değil, projedeki yangın tedbirleriyle ilgili teknik eksikliklerden kaynaklandığını belirterek, bu tabloda menfaat temini ya da zorlama unsurunun bulunmadığını savundu.

"Yarım milyar TL'ye satılan o ultra lüks dairelerde dahi, maalesef yangın güvenliği açısından ciddi eksiklikler mevcuttur" diyen Şanlıoğlu, "Eğer ortada hukuka aykırı bir engel olsaydı, müşteki şirket belediyeyi devre dışı bırakarak Bakanlık eliyle iskan alma imkanını sonuna kadar kullanırdı" ifadelerini kullandı.

Donatı alanına otopark

Şanlıoğlu, Profilo AVM'nin yerine yapılan Avrupa Konutları Şişli projesine ilişkin Eylem 39'da sürecin donatı alanının kamuya terk edilmemesi nedeniyle uzadığını, şirketin 2600 metrekarelik bu alanı otopark olarak kullanmak istediğini aktardı. Kamuya terk işlemi tamamlandıktan sonra şirkete Kasım 2025'te ruhsatın verildiğini ifade etti. Bu nedenle ortada rüşvet değil, imar mevzuatının uygulanmasının bulunduğunu dile getirdi: 

"Müvekkilim Mart 2024'te seçilmiş, 19 Mart'ta tutuklanmış ve güya ruhsatı geciktirmiştir. Peki, yerine gelen kayyum dahil bu süreç nasıl olmuş da ancak sekiz ayda tamamlanabilmiştir? Bu bir gecikme değil, sürecin normal işleyişidir."

Kolon kesildiği tespit edildi

Torunlar projesine ilişkin Eylem 40'ta ise ruhsatın keyfi şekilde verilmediği yönündeki iddiaları reddetti. Avukat Şanlıoğlu, projede 17'nci ve 24'üncü katlar arasında merdiven boşluğu oluşturmak için kolon kesildiğinin tespit edildiğini söyledi. Projede ciddi teknik eksiklikler tespit edildiğini ve sürecin bu nedenle durdurulduğunu belirtti.

Bomonti projesine ilişkin Eylem 41'de, etkin pişmanlık beyanlarının birbirini tekrar eden kalıplar içerdiğini savundu. Ayrıca iskan sürecinin kısa sürede tamamlandığını, bu nedenle geciktirme ya da baskı iddiasının somut verilerle desteklenmediğini ifade etti.

Medicana Hastanesi'ne ilişkin Eylem 42'de, bağış karşılığı izin verildiği iddiasının resmi yazışmalarla çeliştiğini belirtti. Belediyeye yapılan ödemenin "şartsız bağış" olarak resmi hesaplara yatırıldığını, elden ödeme iddiasının ise herhangi bir delille desteklenmediğini vurguladı.

Plan değişikliği iddialarını içeren Eylem 43, 44 ve 45'e ilişkin olarak ise Şanlıoğlu, müvekkilin bu süreçlerde doğrudan yetkili olmadığını belirtti. Parsel bazlı plan değişiklikleri yapmadıklarını, bunun merkezi idare yetkisinde olduğunu hatırlatarak, bu işlemler üzerinden rüşvet isnadı kurulmasının hukuken mümkün olmadığını savundu.

"Beyanlar resmi belgelerle çelişiyor"

Şanlıoğlu savunmasının genelinde, dosyada kurulan suç kurgusunun yöntemine itiraz etti. İsnatların büyük ölçüde etkin pişmanlık beyanlarına dayandığını, bu beyanların dosyadaki resmi belgelerle çeliştiğini belirtti.

Rüşvet ve irtikap suçlamalarının temelinde yer alan "menfaat temini" unsurunun somut olarak ortaya konulamadığını savunan Şanlıoğlu, müvekkiline atfedilen zenginleşme iddialarının da bu çerçevede dayanaksız olduğunu dile getirdi. 

Bu noktada, "Şişli gibi emlak rantının en yüksek olduğu bir yerde müvekkilin zenginleştiği iddia ediliyor. Oysa müvekkil, 1989'da inşa edilmiş mütevazı bir binada kiracı olarak oturmaktadır. Sadece yaşam tarzı değil, 'kent uzlaşısı' dosyasındaki MASAK raporu da bu zenginleşme iddialarının tamamen temelsiz olduğunu bilimsel olarak ortaya koymuştur" ifadelerini kullandı. Bu nedenle dosyanın maddi gerçeği ortaya koymaktan uzak olduğunu savundu.

Valilik, Şahan'ın sözlerini yalanladı

İstanbul Valiliği, Resul Emrah Şahan'ın dünkü savunmasında Şişli'nin Kaptanpaşa Mahallesi'nde Bulgar Vakfı'na ait arsa üzerinde yürütülen yüksek katlı proje ve bu projeye ilişkin inşaat faaliyetleri hakkında dile getirdiği iddialara yazılı açıklamayla yanıt verdi. Şahan savunmasında, belediyenin 26 Nisan'da bu projeye ait inşaat alanında denetim yaptığını, ruhsata aykırılıklar tespit ederek inşaatı mühürlediğini, süreci Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na bildirdiklerini ve çalışmaların durdurulduğunu anlatmış; mührün bozulmasına rağmen inşaatın sürdüğünü, bu nedenle savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını söylemişti. 

Aynı süreçte bir beton mikserinin 72 yaşındaki bir yurttaşın ölümüne yol açtığını belirten Şahan, belediye üzerinde baskı kurulduğunu ve İstanbul Valisi Davut Gül'ün kendisini arayarak "Ne olacak, her yerde gökdelen var, burada da bir gökdelen olsun. Sıkıntı çıkacak" sözleriyle projeye müdahale etmemesi yönünde telkinde bulunduğunu öne sürmüştü. 

Valilik ise bu anlatımı reddetti. Açıklamada, söz konusu arsanın 2006'dan bu yana devam eden bir proje sürecine konu olduğu, planlama ve onay süreçlerinin büyük ölçüde bakanlık tarafından yürütüldüğü, ilçe belediyesinin tek başına belirleyici olmadığı belirtildi. Ayrıca şirketin belediyenin işlemleri nedeniyle çeşitli kurumlara şikâyette bulunduğu, bu kapsamda mülkiye başmüfettişi görevlendirildiği ve Vali ile yapılan görüşmenin de bu şikâyetler çerçevesinde gerçekleştiği ifade edildi. Valilik, Şahan'ın "çevreci direnç" gösterdiği yönündeki anlatımını da reddederek, söz konusu iddiaların "gerçeği yansıtmadığını" ve "çarpıtma niteliğinde" olduğunu vurguladı.


DW Türkçe


DW-Reporterin Pelin Ünker

Pelin Ünker Yolsuzluk ve vergi adaleti üzerine haber yapan araştırmacı gazeteci. 

Bsky : @pelinunker.bsky.social








Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

IMF Karşıtı Annenin IMF Uzmanı Kızı

Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi üyeliğine seçilen Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü Başkanı ve IMF eski ekonomisti Doç. Dr. Selin Sayek Böke , üniversitede iktisat eğitimi alma kararının hayatının en güzel hatası olduğunu söylüyor. Anne Selin Sayek Böke ile ekonomist Selin Sayek Böke arasındaki dengeyi annesinden ilham alarak koruduğunu vurgulayan Böke, "CHP'de herkesin daha mutlu, refah içinde yaşayabileceği ekonomik ortamı sağlayacak politikalar üretilmesine katkıda bulunarak bunları somutlaştırmaya katkıda bulunacağım" diyor. Dünya Bankası ve IMF kariyerine sahip, güleryüzlü ve sıkı bir makro iktisatçı olarak bilinen Selin Sayek Böke ile CHP Parti Meclisi üyeliğinden annesi Türk Tabipler Birliği eski Başkanı Füsun Sayek ile olan ilişkisine kadar birçok konuyu masaya yatırdık. Böke, 11 yaşındayken kardeşi ile 'gazetecilik oyunu' oynadıklarını, hazırladıkları gazeteye ekonomi yazılarını yazdığını paylaşıyor. Kendisini ekonomi alanına yönle...

İran, Sıtkı Ayan’dan sorulur

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen ikinci telefon görüşmesinde adı geçen işadamı Sıtkı Ayan, özellikle AKP döneminde parlayan isimlerin başında geliyor. WikiLeaks belgelerinde de adı geçen Sıtkı Ayan’ın ismi İran ile yapılan ticari anlaşmalar ve yüksek devlet teşvikleriyle anılıyor.   Sivas’ın Gölova beldesinde doğup büyüyen Sıtkı Ayan, İstanbul İmam Hatip Lisesi ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. Mesleğini icra yerine petrol işine girdi. Ayan’ın, İran ve Sudan’da petrol ve doğalgaz sahalarıyla ilgili yatırımları bulunuyor. WikiLeaks belgelerine göre ABD Ankara Büyükelçiliği’nden gönderilen kripto, Başbakan Erdoğan’ın İran’daki etkinliğini ve ilişkisini ortaya koyuyordu. ABD elçiliğinin belgesinde, 22 Şubat’ta Türk gazetelerinde İran ile Türkiye arasında müşterek bir yatırım projesi imzalandığı ve buna göre kurulacak olan yeni bir doğalgaz boru hattının, İran gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacağı belirt...

Panama Belgeleri: Hayyam Bey'in cenneti

Panama belgelerine göre Hayyam Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan önce Niue’de bir şirket kurdu. Yaptığı açıklamada “Niue’nun adını bile duymadım” dedi. Panama belgelerinde, Türkiye tarihinin en büyük banka batırma olayına imzasını atan Hayyam Garipoğlu’nun da dört off-shore şirketi ile yer aldığı ortaya çıktı. Belgelere göre Garipoğlu’nun, Sümerbank davasında adı geçen Olsten Marketing Co Ltd’nin yanı sıra üç ayrı off-shore şirketi daha var. Bu şirketlerden biri Olsten Marketing’in kapatılmasından hemen sonra kurulan Niue merkezli Unitrade International Ltd olsa da Garipoğlu, Niue’nun neresi olduğunu dahi bilmediğini ifade ederek bu şirketin kendisine ait olduğunu yalanladı. Olsten, Mossfon müşterisi Sümerbank ile ilgili dava dosyasına göre Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan bir gün önce, kendisine ait olan Romania International Bank’a 8 milyon dolar transfer etti, buradan da yine kendi paravan şirketi Olsten Marketing’in hesabına aktardı. Panama belgelerine göre...

#ParadisePapers: Off-shore biraderler

Berat ve Serhat Albayrak’ın Çalık Holding’de yönetici olduğu dönemde holdinge bağlı çok sayıda off-shore şirketi kurulmuş. Serhat Albayrak bu şirketlerden birinin bizzat direktörü. Dünyanın dört bir yanından çok sayıda politikacı ve iş insanının off-shore bağlantılarını ortaya çıkaran Paradise Papers’ta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın ağabeyi Serhat Albayrak’ın da ismi geçiyor. Serhat Albayrak, belgelere göre Malta’da bir off-shore şirketle bağlantılı görünüyor. Frocks International Trading Ltd adlı şirkette Albayrak’ın yanı sıra Çalık Holding çalışanları Mehmet Gökdemir, Murat Tarı ve Şafak Karaaslan şirket yetkilileri arasında bulunuyor. Murat Tarı 2000-2005 yılları arasında Çalık Holding’de genel müdür olarak görev yaptı. Mehmet Gökdemir Çalık Holding’e bağlı GAP Tekstil yönetim kurulu üyesi, Şafak Karaaslan Çalık Holding’in dış ilişkiler sorumlusu. Serhat Albayrak da söz konusu dönemde Çalık Holding genel müdürlüğünü yürütüyordu. ...