Ana içeriğe atla

Alican Uludağ için aynı günde çelişen iki karar

İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesi, Alican Uludağ dosyasında hem "yetkisiz" olduğunu kabul edip dosyayı Ankara'ya gönderdi hem de kendisine sunulan iddianameyi kabul etti.

DW Türkçe Muhabiri Alican Uludağ

İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesi, DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ hakkındaİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Bürosu tarafından hazırlanan iddianameyi bugün kabul etti. Kararı vermeden önce ise savcılıktan avukatların yetkisizlik ve tahliye talepleri konusunda mütalaa aldı. Savcılık, Uludağ'ın adresinin Ankara olması ve paylaşımlarını da Ankara'dan gerçekleştirdiği gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmesi ve gazetecinin tutukluluğunun devamı yönünde mütalaa verdi.

Bunun üzerine mahkeme, tensiple birlikte dosyanın yetkili Ankara Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesine ve Alican Uludağ'ın tutukluluğunun devamına karar verdi; gerekçeli kararını da yazarak taraflara bugün tebliğ etti.

Kararın gerekçesinde "Sanığın üzerine atılı suçların iddianamede yazılı olduğu hali ile sanığın adresinin Mamak/Ankara olduğu, bu nedenle yargılamaya konu suça dair yargılama yetkisinin Ankara Asliye Ceza Mahkemelerine ait olduğu, mahkememizi yetkili kılacak bir husus bulunmadığı anlaşılmakla CMK'nin 12/5.maddesi uyarınca mahkememizin yetkisizliğine, dosyanın suçun işlendiği ve sanığın adresinin olduğu yetkili ve görevli bulunan Ankara Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verildi" denildi.

Ancak İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesi, "yetkisiz" olduğunu kabul etse de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Bürosu'nun hazırladığı iddianameyi avukatların iade talebine rağmen kabul etti. Alican Uludağ'ın müdafileri, iddianamenin yetkisiz mahkemeye verilmesinin iade sebebi olduğunu belirtmişti. Mahkeme hem yetkisiz olduğunu hem de iddianameyi kabul ederek birbiriyle çelişen iki karar vermiş oldu.

"Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçlamasıyla20 Şubat'ta tutuklanan Uludağ, iddianamede "zincirleme şekilde Cumhurbaşkanına alenen hakaret", "zincirleme şekilde yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "zincirleme şekilde Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti devletini, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama" suçlamalarıyla karşı karşıya.

Bu suçlamalar için kanunda öngörülen cezalar "cumhurbaşkanına alenen hakaret" için 1 yıldan 4 yıla, "yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" için 1 yıldan 3 yıla ve "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama" suçu için 6 aydan 2 yıla kadar hapis olarak düzenleniyor. TCK 43 kapsamında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması halinde ise bu cezaların üst sınırı dikkate alındığında toplamda yaklaşık 19 yıl 6 aya kadar çıkabileceği hesaplanıyor.

Bakanlığın izin tarihi yanlış yazıldı

İddianamede Alican Uludağ için Adalet Bakanlığından alınan soruşturma izninin tarihi ise 11 Haziran 2025 şeklinde yanlış aktarıldığı dikkat çekti.

Soruşturma dosyasına göre Adalet Bakanlığı 13 Mart'ta kovuşturma iznini verdi ve 16 Mart'ta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi. Bakanlık, Muhabere Bürosu izni ve üst yazısı 27 Mart'ta başsavcılık tarafından soruşturmayı yürüten savcılık dosyasına gönderildi. İlgili yazılar savcılık tarafından 30 Mart'ta dosyaya eklendi.

İddianamede gazeteci Alican Uludağ, sosyal medya platformu X'te yaptığı 22 adet paylaşımdan dolayı suçlanıyor. Savcılık, bu paylaşımların 13'ünün "Cumhurbaşkanına alenen hakaret", dokuzunun ise "Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti devletini, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama" suçunu oluşturduğu savunuluyor.

Tüm paylaşımları için dezenformasyon suçlaması

Diğer yandan Uludağ'ın 22 adet paylaşımın tamamının aynı zamanda dezenformasyon içerdiği iddiasıyla "yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçu kapsamında olduğu değerlendirildi.

İddianamede, Uludağ'ın uzmanlaştığı yargı alanına ve gazetecilik faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerden oluşan paylaşımları için "Şüphelinin beyanlarının düşünce ve kanaat (ifade) özgürlüğü açıklama sınırlarını aştığı, beyanların haber ya da bilgi verme hakkı kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, toplumun doğru haber veya bilgiyi alma ve erişme hakkını yanıltıcı bilgiler vasıtasıyla engellediği, toplumun genelini ilgilendiren olaylara ilişkin bilgileri sırf halk arasında endişe ve panik yaratmak saikiyle söylediği, beyan edilen  sözlerin ülkenin iç ve dış güvenliği kamu düzeni ile ilgili olduğu bu kapsamda eylemlerinin kamu barışını bozmaya elverişli olduğu, toplumu manipüle etmek amacıyla gerçeğe aykırı veya yanıltıcı bilgiler verdiği, şüphelinin beyanları ile  toplumun barış esasına dayalı hukuki güvenlik zemininde ülkede yaşadıklarına dair güven duygusunu zedelediği" iddiaları yer aldı.

Ayrıca paylaşımların elektronik kitle iletişim araçlarından olan sosyal medya sitesi üzerinden yayınlaması nedeniyle nitelikli halin gerçekleştiği ve birden fazla kez aynı suçun işlendiği, bu nedenle de zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği iddia edildi.

DW Türkçe

DW-Reporterin Pelin Ünker

Pelin Ünker Yolsuzluk ve vergi adaleti üzerine haber yapan araştırmacı gazeteci. 

Bsky : @pelinunker.bsky.social





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

IMF Karşıtı Annenin IMF Uzmanı Kızı

Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi üyeliğine seçilen Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü Başkanı ve IMF eski ekonomisti Doç. Dr. Selin Sayek Böke , üniversitede iktisat eğitimi alma kararının hayatının en güzel hatası olduğunu söylüyor. Anne Selin Sayek Böke ile ekonomist Selin Sayek Böke arasındaki dengeyi annesinden ilham alarak koruduğunu vurgulayan Böke, "CHP'de herkesin daha mutlu, refah içinde yaşayabileceği ekonomik ortamı sağlayacak politikalar üretilmesine katkıda bulunarak bunları somutlaştırmaya katkıda bulunacağım" diyor. Dünya Bankası ve IMF kariyerine sahip, güleryüzlü ve sıkı bir makro iktisatçı olarak bilinen Selin Sayek Böke ile CHP Parti Meclisi üyeliğinden annesi Türk Tabipler Birliği eski Başkanı Füsun Sayek ile olan ilişkisine kadar birçok konuyu masaya yatırdık. Böke, 11 yaşındayken kardeşi ile 'gazetecilik oyunu' oynadıklarını, hazırladıkları gazeteye ekonomi yazılarını yazdığını paylaşıyor. Kendisini ekonomi alanına yönle...

İran, Sıtkı Ayan’dan sorulur

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen ikinci telefon görüşmesinde adı geçen işadamı Sıtkı Ayan, özellikle AKP döneminde parlayan isimlerin başında geliyor. WikiLeaks belgelerinde de adı geçen Sıtkı Ayan’ın ismi İran ile yapılan ticari anlaşmalar ve yüksek devlet teşvikleriyle anılıyor.   Sivas’ın Gölova beldesinde doğup büyüyen Sıtkı Ayan, İstanbul İmam Hatip Lisesi ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. Mesleğini icra yerine petrol işine girdi. Ayan’ın, İran ve Sudan’da petrol ve doğalgaz sahalarıyla ilgili yatırımları bulunuyor. WikiLeaks belgelerine göre ABD Ankara Büyükelçiliği’nden gönderilen kripto, Başbakan Erdoğan’ın İran’daki etkinliğini ve ilişkisini ortaya koyuyordu. ABD elçiliğinin belgesinde, 22 Şubat’ta Türk gazetelerinde İran ile Türkiye arasında müşterek bir yatırım projesi imzalandığı ve buna göre kurulacak olan yeni bir doğalgaz boru hattının, İran gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacağı belirt...

Panama Belgeleri: Hayyam Bey'in cenneti

Panama belgelerine göre Hayyam Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan önce Niue’de bir şirket kurdu. Yaptığı açıklamada “Niue’nun adını bile duymadım” dedi. Panama belgelerinde, Türkiye tarihinin en büyük banka batırma olayına imzasını atan Hayyam Garipoğlu’nun da dört off-shore şirketi ile yer aldığı ortaya çıktı. Belgelere göre Garipoğlu’nun, Sümerbank davasında adı geçen Olsten Marketing Co Ltd’nin yanı sıra üç ayrı off-shore şirketi daha var. Bu şirketlerden biri Olsten Marketing’in kapatılmasından hemen sonra kurulan Niue merkezli Unitrade International Ltd olsa da Garipoğlu, Niue’nun neresi olduğunu dahi bilmediğini ifade ederek bu şirketin kendisine ait olduğunu yalanladı. Olsten, Mossfon müşterisi Sümerbank ile ilgili dava dosyasına göre Garipoğlu, Sümerbank’a el konulmadan bir gün önce, kendisine ait olan Romania International Bank’a 8 milyon dolar transfer etti, buradan da yine kendi paravan şirketi Olsten Marketing’in hesabına aktardı. Panama belgelerine göre...

#ParadisePapers: Off-shore biraderler

Berat ve Serhat Albayrak’ın Çalık Holding’de yönetici olduğu dönemde holdinge bağlı çok sayıda off-shore şirketi kurulmuş. Serhat Albayrak bu şirketlerden birinin bizzat direktörü. Dünyanın dört bir yanından çok sayıda politikacı ve iş insanının off-shore bağlantılarını ortaya çıkaran Paradise Papers’ta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın ağabeyi Serhat Albayrak’ın da ismi geçiyor. Serhat Albayrak, belgelere göre Malta’da bir off-shore şirketle bağlantılı görünüyor. Frocks International Trading Ltd adlı şirkette Albayrak’ın yanı sıra Çalık Holding çalışanları Mehmet Gökdemir, Murat Tarı ve Şafak Karaaslan şirket yetkilileri arasında bulunuyor. Murat Tarı 2000-2005 yılları arasında Çalık Holding’de genel müdür olarak görev yaptı. Mehmet Gökdemir Çalık Holding’e bağlı GAP Tekstil yönetim kurulu üyesi, Şafak Karaaslan Çalık Holding’in dış ilişkiler sorumlusu. Serhat Albayrak da söz konusu dönemde Çalık Holding genel müdürlüğünü yürütüyordu. ...